9 Aralık 2011 Cuma

Başka Biri

Aklımdan geçen milyonlarca şeyden birini seçip buraya girmek çok zor geliyor bazen.
Çok yorgunum, dökülüyorum.
Hem yorgun hem de yorgun. Öyle işte.. Yoruldum çok..
Aldım elime telefonu, arayamadım sonra geri koydum.
İçeri gitmek gelmiyor içimden, gözüm ne annemi görüyor ne babamı bazen.
Zaten paramparça her bir şey.
Mutluluk Türk filmlerinde oluyor, orada gerçek aileler var, gerçek sevgiler var, gerçek aşklar var. 
Münir Özkul gibi bir baba, Hulusi Kentmen gibi bir dede lazım belki, Ediz Hun gibi de bir adam..
O filmlerdeki samimiyeti, sıcaklığı biraz olsun yaşamayı öylesine isterdim ki..
Bu kadar imkansız değil mi?
Şu an öyle bir travma yaşıyorum ki içinde bulunduğum odanın yalnızlığından başlayarak, telefonun kullanışsızlığından, odalara dağılıp deli manyak gibi oyun oynayan ve Dexter izleyen ebeveynlerden, biraz ilerleyip sokağa çıktığımızda karşılaşabileceğim bilumum yapmacık insandan, ofisten, dedikodudan, Bursa'dan, yalanlardan, herkesten, her şeyden uzaklaşmayı istiyorum.
Yapamadıkça daha da çok istiyorum.
Hiç bilmediğim bir ülkeye gidip, başka biri gibi yaşamak istiyorum bir süre.
Başka bir adım olsun, başka bir evde kalayım mesela.
Elimde telefon çaresiz bi şekilde gün saymayayım.
Her gün aynı şeyi yapmayayım..
Anneannemin doğduğu o çiftliğe gideyim, hayvanlarla uğraşayım bütün gün. O güzel asil atlara binip bırakayım saçlarımı rüzgara.
At koşsun koşsunn.. Rüzgar yalasın yüzümü, gözümü kapatıp ellerimle sıkı sıkı tutunayım ve uçtuğumu hayal edeyim. Elmshorn'un o yemyeşil yollarını göreyim gözlerimi açtığımda, hafızam sıfırlanmış olsun. 
İstediğim saatte istediğim yere gideyim bi süre, başka bi dili konuşup başka bi dine inanayım, hiç yemediğim yemekleri yiyeyim mesela..
Yoldaki bir köpeği sevip mutlu olayım, bu kadar basite indirgeyebileyim her şeyi.
Kendimden ve yaptıklarımdan ve hatta yapamadıklarımdan öylesine sıkıldım ki, içimdeki inanç kırıntıları da olmasa intihar teşebbüsünde falan bulunacağım ama o korku yok mu, beni ayakta tutan o korku.
Beni korkular ayakta tuttuğu için mi sürekli korkularla yaşamayı seçtim acaba, hep bir şeyler olacak korkusu, bir yakalanma korkusu, bir terkedilme korkusu, bir sevilmeme korkusu, bir başarısız olacağım korkusu bir bilmem ne korkusu... nedir yani anlamıyorum.
Gitsem bir ülkeye, kalsam..
Uzun süre aynaya bakmasam mesela.
Reset atsam kendime..
Buradaki herkes beni unutsa, döndüğümde bebek gibi olsam. 16 Mayıs'ta dönsem. Yine aynı gün yeniden doğsam keşke.
***




5 yorum:

  1. Useful post. We look forward for the next. Thanks.

    YanıtlaSil
  2. Very enjoyable post. I like it. Looking for more. Thanks.

    YanıtlaSil
  3. Nice work. I appreciate it. Looking for such useful future works. Thanks.

    YanıtlaSil
  4. Good post. Keep going and be useful for others. Thanks.

    YanıtlaSil
  5. Good job. Wants more relevant post. Thanks.

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails